0:00/07:20

Hadislerde Hz.Mehdi ile İlgili Açıklamalar

Adnan Oktar Diyor Ki Alıntı Profil

Adnan Oktar Diyor Ki

Abone Ol

Bak, Mehdi diyor, doğu tarafından çıkacaktır. Batı’ya göre Türkiye doğu olmuş oluyor. Doğu tarafından çıkacak. Doğusu oluyor Avrupa’nın. En doğusu İstanbul’dur. Mehdi geldiğinde karşısına dağlar bile dikilse dağları ezip geçecek. Bak, dağın yanından geçecek demiyor. Dağı ezecek diyor. O dağlarda kendisine yol bulacaktır diyor. İt gibi oraya buraya kaçanlara ithaf olunur.

Bu dağlar İstanbul’un yedi tepesi ve Darwinizm, materyalizm, ateist düşünce; hepsini işaret ediyor inşaAllah. Mübarek belde yani, işaret ediyor. Bak, Horasan ehli. Horasan ehli Mehdi’yi aramaya çıkacaktır. Kim Horasan ehli? Türk milleti. Kardeşim, Horasan dedin mi şimdi eski neresi? Daha evvelinde Orta Asya’ydı. Daha sonra Horasan’dı. Horasan ehli diyor zaten. Horasan halkı, Horasan milleti, ehli diyor. Horasan ehli.

İşte o zaman insanlar Mehdi’yi temenni edecek ve onu arayacaklardır. Ne yapacaklarmış? Arayacaklar. Kim diyor bunu? Peygamberimiz diyor, sallallahu aleyhi ve sellem. Oturmuyor Müslümanlar, arıyorlar. Onu arayacaklardır. Peygamberimiz dedim mi akan sular durur. Arayacaktır diyorsa aranacak demektir. Yok arkadaş, aranmayacak diyemezsin. Aranacaktır. Evet. Horasan tabii Türklerin. Horasan ehli değil mi? Sen Türk halkı mı? İkinci bir şey olmaz.

Diyor ki Peygamber Efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem: Hazreti Mehdi’nin sevgisi insanların kalbine yerleşecek. Dillerde onun adı dolaşacak. İnternetlerde, radyolarda, televizyonlarda, gazetelerde herkes ondan bahsedecek. Bak ne diyor? Hazreti Mehdi’nin sevgisi insanların kalbine yerleşecek. Dillerde, dilde demiyor bak, dillerde. Almanya’da, Fransa’da, Azerbaycan’da, her yerde dillerde onun adı dolaşacak ve ondan başka bir şeyden bahsedilmeyecektir. O kadar yoğunlaşacak ki konu. Ana konu Mehdiyet olacak neredeyse.

Yere batan ordu, Irak ordusu yere batmıştı ya; bir âlim çıkıp, ‘İşte bizim beklediğimiz alamet buydu.’ diyecek diyor. Daha sonra da Şam’a geçecekler diyor. Sıra Şam’a gelecek diyor. Bak, Irak’tan sonra sıra Şam’a gelecek diyor. Önce Şam demiyor. Önce Irak, sonra Şam. Mehdi çıkmadan önce milletler arasından ticaret ve yollar kesilecek. Ne oldu? Şam’a ambargo. Ne oluyor? Libya’ya ambargo. Ne oluyor? Kıbrıs’a ambargo. Hâlen de devam ediyor bildiğim kadarıyla. İnsanlar arasında fitneler çoğalacaktır. Anarşi, terör, kavgalar.

Muhtelif ülkelerden birçok âlim, birbirinden habersiz şekilde ayrı ayrı gruplar hâlinde Mehdi’yi aramak üzere yollara çıkacak. Biri bir yoldan, biri bir yoldan, biri bir yoldan. Ne yapıyorlar? Mehdi’yi arıyorlar. Niye arıyorlar? Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor, Mehdi’yi arayın diyor. Arayacaklar diyor. Buraya niçin geldikleri sorulduğunda da hep onlara, âlimlere sorulduğunda: ‘Bu fitneleri önleyecek, İstanbul’u fethedecek olan Mehdi’yi arıyoruz.’ Bak alamete bak. Sofya’yı, Washington’u değil; İstanbul’u fethedecek olan Mehdi’yi arıyoruz. Neymiş? İstanbul’u fethedecek Mehdi’yi arıyoruz diyorlar. Kahire’yi, efendim, başka şehirleri demiyor; İstanbul’u.

Mehdi’yi arıyoruz. Çünkü biz onun babasının, anasının, ordusunun isimlerini öğrendik. Araştırdık, araştırdık, sonradan öğrendik diyor. Demek ki son ana kadar bilinmiyor. Sonra öğrendik diyor. Hep birlikte onu arayacaklar diyor. Sonra onu bulacaklar diyor. ‘Sen Mehdi’sin.’ dediklerinde o inkâr edecek diyor. ‘Hayır, ben Mehdi değilim.’ diyecek. Israrla inkâr edecek. Tekrar gelecekler diyor. Yine kendisi ısrar edecektir. ‘Senin ismin budur, babanın ismi şudur, alametler sende mevcuttur.’ Nereden anlamışlar? Alametlerden anlamışlar. Bak, aramışlar. Müslümanlar arıyorlar. Neyle arıyorlar? Alametlerden arıyorlar. Babanın adı babasına uygun, isim isme uygun diyorlar. Ama çok mühim bir şey söylüyorlar: ‘Alametlerin hepsi sende mevcut.’ diyorlar. Alametler sende mevcut. Bunu kim diyor? Peygamberimiz diyor. Ben demiyorum. Sallallahu aleyhi ve sellem. Ancak bunu demelerine rağmen diyor Peygamberimiz, yine o inkâr edecek. ‘Benzeyebilir.’ diyor, ‘Olabilir.’ diyor. ‘Alametler tamam, bende olabilir ama ben Mehdi değilim.’ diyecek diyor. İnkâr edecek diyor.

Sonunda biate, artık köşeye sıkıştı, şöyle tabir edeyim. ‘Eğer elini bize uzatıp biatımızı kabul etmezsen,’ diyorlar, ‘ve başında Haddam’dan, bu Saddam’ın ekibinden…’ Bak, Haddam diyor ona da. Saddam zaten açıkça geçiyor. Başka bir hadiste Saddam diye geçiyor. ‘Burada Haddam’dan, o ekipten birisinin bulunduğu, amacı da bizim canımızı almak olan, yani bizi öldürmeyi amaçlayan Süfyan ordusuna karşı bizi korumazsan…’ Şam’da biliyorsunuz sel gibi kan akıtıyor Süfyan ordusu. ‘Bütün günahımız ve bütün Müslümanların dökülen kanları senin boynuna olsun.’ diyorlar Mehdi’ye, eğer kabul etmezse. Çünkü sen liderliği kabul etmedin, fitne devam edecek diyorlar. Bu kan dökümü devam edecek. ‘O zaman Allah senin boynuna bu günahı sarsın.’ diyor, eğer kabul etmezse.

Bu konuşmadan sonra Hazreti Mehdi, Rüku ve Makam arasına oturup elini uzatarak biatları kabul edecektir. Mecbur olduğu için. Daha sonra Allah Celle Celaluhu bütün insanların, bak sonradan bütün insanların, kalplerini Mehdi’nin muhabbetiyle dolduracaktır bu olaydan sonra. Sonra o, gündüzleri aslan, geceleri âbid olan bir kavimle yürüyecektir. Türk kavmi. Hicret edeceği yer Kudüs’tür. Sakallıdır diyor. Efendim, dişleri parlaktır. Yüzünde bir ben bulunacaktır. Omzunda Peygamber Efendimiz’deki nübüvvet mührü bulunacaktır. Aynı onun gibi.

Bazı avanak Mehdi adayları var. Şimdi diyor ki bak hadiste, Peygamber Efendimizin bayrağı ile çıkacaktır diyor. Şimdi Peygamber Efendimizin bayrağı olduğunu tahayyül ettiği bir bayrak hazırlıyor kendine. Üstüne de yazı yazıyor. Asıyorlar duvarlarına. Her Mehdi adayının böyle bir bayrağı var. Alamet sorulduğunda, ‘Bak,’ diyor, ‘işte bayrak bende.’ diyor. Peygamberin bayrağı. ‘E, Peygamberimizin kılıcı?’ diyor. ‘Buyurun.’ diyor. Antikacıdan veya herhangi bir dönerci bıçağı mı olursa, ne olursa. ‘Kılıç da bende.’ diyor. ‘Ha,’ diyor, ‘o zaman ne yapacak?’ ‘Sakal?’ diyor. ‘Sakal da var bende.’ diyor. ‘E ulan, kaçmışsın’ diyorlar. ‘E ne yapalım, işte oldu o kadar. O kadar detaylı olur.’ diyor. ‘Ona takılma.’ diyor. ‘E, tutturdun o zaman.’ diyorlar. Safdillik takımı bir sefer ona, ‘Bak, Mehdi geldi; bayrağı da var, kılıcı da var, efendim, kaçmışsında…’ Mehdi’de kaçma var mı? Yok.